"Dilimizde İslam, Hayatımızda Ne Kadar Var?" 

“Dilimizde İslam, Hayatımızda Ne Kadar Var?” 

Sokakta yapılan bir röportaj…

Genç bir vatandaş, “Şeriat istiyorum” diyor.
Gazeteci basit bir soru soruyor: “Bir Fatiha okur musun?”
Ve cevap… Sessizlik.

İşte meselenin tam kalbi burada atıyor.

Bugün Türkiye’de İslam çoğu zaman bir kimlik, bir söylem, bir aidiyet olarak var. Ama hayatın içinde, bilginin içinde, bilinçte ne kadar var, işte asıl sorgulanması gereken bu. Çünkü Fatiha, bir Müslümanın günde en az 40 defa okuduğu bir sure. Namazın olmazsa olmazı. Namaz kıldığını söyleyen birinin Fatiha’yı okuyamaması, aslında sadece bir eksiklik değil; çok daha büyük bir kopuşun göstergesi.

Bu kopuş, sadece bireysel bir durum değil. Bu, yıllardır biriken bir sorunun yansıması.

Kur’an-ı Kerim evlerimizde var ama çoğu zaman rafta.
Okuyan az, anlayan daha da az.
Arapça metin kutsal kabul ediliyor ama anlamı hayatımıza girmiyor.

Oysa İslam sadece okumak değil, anlamak ve yaşamaktır.

Bugün birçok insan dua etmeyi bilmiyor.
Namaz kılıyor ama ne söylediğini bilmiyor.
Secdeye gidiyor ama kalbi başka yerde.

Bu durum kimseyi küçümsemek için değil, aksine hepimizi uyandırmak için bir gerçektir. Çünkü mesele bir kişinin Fatiha bilmemesi değil; bir toplumun dinle kurduğu bağın yüzeyselleşmesidir.

İslam bilgi ister.
İslam bilinç ister.
İslam, “ben Müslümanım” demekle değil, “ben neye inanıyorum” sorusuna cevap verebilmekle yaşanır.

Bugün belki de en büyük sorun şu:
İnandığımız dini öğrenmiyoruz.
Öğrenmediğimiz dini ise sadece savunuyoruz.

Oysa savunmak için önce bilmek gerekir.

Gençlerin dini sadece sloganlardan, sosyal medyadan ya da kulaktan dolma bilgilerden öğrenmesi, onları derinlikten uzaklaştırıyor. Bu da ortaya, neyi savunduğunu bilmeyen ama savunmaya hazır bir kitle çıkarıyor.

Çözüm çok zor değil ama emek ister:
Kur’an’ı anlayarak okumak…
İbadeti bilinçle yapmak…
Çocuklara dini korkuyla değil, sevgiyle öğretmek…

Çünkü İslam korkulacak değil, anlaşılacak bir dindir.

Sonuç olarak mesele şeriat istemek ya da istememek değil.
Mesele, neyi istediğini bilmek.

Ve belki de bugün sormamız gereken en dürüst soru şu:
Biz gerçekten İslam’ı yaşıyor muyuz, yoksa sadece onun adını mı taşıyoruz?