Kentin Göbeğinde Çürüyen Yapılar, Halkın Üzerine Yıkılan Sorumluluk

Bursa’da yıllardır kaderine terk edilen, tinercilerin, uyuşturucu kullananların, gaspçıların ve suç örgütlerinin yuvası haline gelen birçok vakıf yapısı vardı. Bu yapılar çürümeye bırakılmış, halkın güvenliğini tehdit eden karanlık alanlara dönüşmüştü. Ne hikmetse yıllarca kimsenin aklına gelmeyen bu yerler, belediyeler tarafından restore edilip yeniden halkın hizmetine sunuludu ve yıllarca belediye bu yapıları halkın yararına işletti.

Bugün Bursa’da özellikle belediyelerin el attığı birçok vakıf malı yeniden ayağa kaldırıldı. Çökmüş duvarlar toparlandı, harabeye dönüşmüş yapılar canlandırıldı, halkın korkarak geçtiği alanlar nefes alınan sosyal mekanlara dönüştürüldü. 

2024 Yılında yapılan yerel seçimlerde birçok belediyeyi CHP adayları alınca işin rengide değişti.Kazanan CHP belediye başkanlarıda daha önceden halkın yararına kullanılan bu yapıların halkın yararına  işletilmesini devam ettirdi.

Fakat şimdi gelinen nokta belediyelerin öz sermayasiyle yaptırdığı  retore ettirdiği ve halkın yararına hizmet eden bu yapılar Vakıflar tarafından bedeli ödenmeden el konuluyor.

Bunun  siyasi bir hamle olduğunu herkes görüyor.

Vatandaşın aklına şu soru geliyor:

“Madem bu yapılar bu kadar değerliydi, yıllarca neden kaderine terk edildi?”

Bugün yapılmak istenen nedir? Halkın kullanımına açılan alanları yeniden belirli çevrelere devretmek mi? Rantı yeniden belli grupların kontrolüne bırakmak mı?

Çünkü Bursa’da artık vatandaşın dilinde tek bir kelime dolaşıyor: rant.

Gelelim başka bir konuya...

Özellikle Kent Meydanı çevresindeki görüntüler Bursa’ya yakışmıyor. Şehrin tam merkezinde yıllardır yıkılmayan, tehlike saçan yapılar duruyor. Öyle yapılar var ki adeta insanların üzerine çökecek halde. Geceleri tinercilerin mekanı olmuş durumda. Bazı bölgeler fuhuşun arka sokağına dönüşmüş halde. Şehrin merkezinde vatandaşın ailesiyle yürümeye çekindiği görüntüler oluşuyor.

Peki neden müdahale edilmiyor?

Belediye yetkilileri, sürecin yargıda olduğunu ve ellerinin kollarının bağlandığını söylüyor. Yani belediyeler müdahale etmek istese bile çeşitli hukuki süreçlerle karşı karşıya kalıyor. İşte tam da burada vatandaşın öfkesi büyüyor.

Çünkü insanlar şunu düşünüyor:

“Bir gazeteci gidip görüntü çekmeden, sosyal medyada gündem olmadan bu sorunlar neden çözülmüyor?”

İlle kameralar mı gelecek?
İlle rezalet görüntüler yayınlanacak da mı harekete geçilecek?
İlle Bursa’nın merkezindeki çöküş tüm Türkiye’ye servis edilince mi çözüm üretilecek?

Bugün Bursa  Osmangazi Belediyesi’nin de önünde ciddi bir sınav duruyor. Ancak belediyelerin önüne sürekli hukuki ve siyasi engeller çıkarıldığı yönündeki eleştiriler de büyüyor.

Vatandaş artık merkezi hükümete şu çağrıyı yapıyor:

“Yerel yönetimlerin önünü açın. Şehrin güvenliği için gereken adımları atsınlar.”

Çünkü mesele artık siyaset değil.
Mesele halkın güvenliği.
Mesele çocukların geçtiği sokaklar.
Mesele Bursa’nın itibarı.

Şehrin merkezinde harabeye dönmüş yapılar dururken, halk bunun hesabını doğal olarak belediyelere soruyor. Ancak belediyelerin yetkileri sürekli tartışmalı hale getiriliyor, süreçler uzuyor, kararlar gecikiyor.

Ortaya çıkan tablo ise Bursa’ya yakışmıyor.

Osmangazi’nin göbeğinde tehlike saçan bu yapıların bir an önce kaldırılması, yerlerine parkların, sosyal alanların, halkın nefes alacağı yaşam alanlarının yapılması gerekiyor. Çünkü şehirler harabelerle değil, yaşayan alanlarla büyür.

Bugün Bursa’nın ihtiyacı yeni krizler değil, ortak akıldır.
Siyasi hesaplar değil, halkın huzurudur.
Ve en önemlisi, halkın malının yeniden halk için kullanılmasıdır.











Erkan Aydın osmangazibelediyesi vakıfmalları