Osmangazi Belediyesi'nden Dil Felsefesi Buluşması

- Osmangazi Belediyesi’nden Dil Felsefesi Buluşması
- Osmangazi’de Felsefe Rüzgarı
- Şadırvanlı Han’da Dil Felsefesi Ele Alındı
Her yaştan bireyin düşünsel gelişimine katkı sunmayı hedefleyen Osmangazi Belediyesi’nin
düzenlediği Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları’nda bu kez ‘dil felsefesi’, Prof. Dr. Zeki
Özcan’ın düşünceleri ışığında tüm yönleriyle ele alındı.
Gerçekleştirdiği Şadırvanlı Han Felsefe Konferansları ile felsefeyi yalnızca akademik bir alan
olmaktan çıkararak toplumun her kesimine ulaştıran anlamlı buluşmalara imza atan Osmangazi
Belediyesi, ‘Şehrin Kalbinde Felsefe Rüzgarları Esiyor’ mottosundan hareketle dil felsefesi
konusunu masaya yatırdı. Şadırvanlı Han’ın tarihi atmosferinde Osmangazi Kent Konseyi ve
Bursa Felsefe Kulübü iş birliğiyle düzenlenen panele konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Zeki
Özcan, 1880’li yıllarda ortaya çıkan dil felsefesinin amacına ve anlamına yönelik düşüncelerini
kapsamlı bir şekilde aktardı.
Dil felsefesinin amacının, anlamı, anlaşmayı ve insanlar arası iletişimi iyileştirme hedefiyle dilin
analiz edilmesi olduğuna değinen Prof. Dr. Zeki Özcan, “Önceden felsefe, sadece kavramlara
dayalı yapılıyordu. Dil felsefesiyle birlikte felsefe artık dilimizde anlamı belirleyen, faktörleri ve
anlamı belirsizleştiren, faktörleri belirleyerek daha iyi anlamayı, anlaşmayı ve iyi bir iletişim
kurmayı amaçlamaktadır” diye konuştu.
“Kelimeleri Kendi İstediğimiz Gibi Kullanamayız”
Dilin yaşayan bir organizma olarak tanımlayarak, temel ayırt edici özelliğinin de kullanımı
olduğunu belirten Prof. Dr. Özcan, şöyle devam etti:
“Dilin kullanımı keyfi değildir, uzlaşımsaldır. Herkes dilin içine doğar ve dilde kullanılan anlamları
öğrenir, kullanır. Başka bir deyişle, kavramları, kelimeleri kendi istediğimiz gibi anlayıp,
istediğimiz gibi kullanamayız. Zaten dil felsefesinin ayırt edici özelliği buradan gelir. Anlamın
psikolojik sübjektif kavramlarla değil, toplumda öğrenilen, kullanılan ifadelerden öğrenileneceğini
kabul eder. Dil felsefesine göre insan bir soğan gibidir, soğanın en dış kabuğunda kültür vardır,
ikinci kabukta sosyal hayat vardır, üçüncü kabukta psikolojik durumlar vardır. Dil felsefesi,
soğanın dış kabuğundaki kültürdeki anlamı, kullanımı, referansları temel alarak insanların nasıl
daha iyi bir hayat ortaya koyabilmelerini, düşüncelerini nasıl daha berraklaştırılmaları gerektiğini
ifade eder. Düşünce mi dili, dil mi düşünceyi doğurur? Gerçekte dil ve düşünce arasında öncelik
sonralık ilişkisi yoktur. Biz bir şeyi düşünmeye başladığımız anda dilimiz vardır, dilimizle ifade
ederiz. Dilimizden ayrı düşünce yoktur.”
“İnsanın Düşüncesinin Sınırları Diliyle Kısıtlı”
Panelin moderatörlüğünü üstlenen Bursa Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi KBB Anabilim Dalı
E. Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Hızalan da, Bursa’da son yıllarda yoğun felsefe etkinliklerinin
olduğunu belirterek, “Dil felsefesi, felsefenin alt dalı mı, birebir kendisi mi, o kadar önemli.
Çünkü dil insanın her şeyi. İnsanın dünyasının, düşüncesinin sınırları diliyle kısıtlı, dili kadar
düşünebiliyor” ifadelerini kullandı.

Panelin sonunda Osmangazi Kent Konseyi Genel Sekreteri Sosyolog Mutlu Çınar ve Bursa
Felsefe Kulübü Başkanı Dr. Gürkan Kaya tarafından, moderatör Prof. Dr. İbrahim Hızalan ile
konuşmacı Prof. Dr. Zeki Özcan’a teşekkür belgesi verildi.