Nilüfer’de müzik, yemek ve göç hikayeleri harmanlandı
Nilüfer Belediyesi Pancar Deposu’nun ev sahipliği yaptığı “Gastroetnomüzikolojik
Kaynatmalar” etkinliğinde, yemeğin sosyolojisi ve göç hikayeleri konuşuldu. Etkinlikte,
hamur işlerinin gündelik yaşamdaki ekonomik yerinden, Çerkez sürgününün mutfak
kültürüne yansımalarına kadar pek çok konu ele alındı.
Nilüfer Belediyesi tarafından düzenlenen, Prof. Dr. Özlem Doğuş Varlı’nın kurgusu ve
sunumuyla gerçekleşen “Gastroetnomüzikolojik Kaynatmalar” programının bu ayki
konukları, araştırmacı Durmuş Durukan ve Zeynep Mısra Türker oldu. Bayram
geleneklerinden göç hikayelerine uzanan söyleşide, yemeğin sadece doyurucu bir fiziksel
ihtiyaç değil, aynı zamanda kültürel bir bellek ve toplumsal bir ifade biçimi olduğu
vurgulandı. Etkinliği, Nilüfer Belediye Meclis Üyesi Demirhan Aslan da takip etti.
Söyleşide konuşan Durmuş Durukan, yemek sosyolojisi ve hamur işlerinin toplumsal
hayattaki yeri üzerine yaptığı araştırmaları aktardı. Siyaset bilimi, medya ve kültürel
çalışmalar alanında eğitimini mutfak sanatlarıyla birleştiren Durukan, Anadolu’da otuza yakın
ili gezerek hamur işleri üzerine saha çalışmaları yaptığını belirtti.
LEZZETLERE SOSYOLOJİK BAKIŞ
Modern gastronomi trendleri ile geleneksel lezzetleri sosyolojik bir pencereden kıyaslayan
Durukan, hamur işlerinin ekonomik kriz dönemlerindeki işlevine dikkat çekti. Durukan,
“Popüler kültürde füzyon mutfağı veya şatorbiryan gibi lezzetler trend olurken, Kürt böreği
gibi geleneksel hamur işleri usta-çırak ilişkisiyle ve 50 yıldır değişmeyen yapısıyla varlığını
sürdürüyor. Enflasyonun arttığı dönemlerde insanların hamur işine yöneldiğini görüyoruz.
Börek, kapitalizme hizmet eden modern gastronomi mekanların aksine, insanın gündelik
öğünlerini daha uygun maliyetle geçiştirmesini sağlıyor ve günü kurtarıyor” ifadelerini
kullandı.
ÇERKEZ KÜLTÜRÜ VE YEMEKLERİ
Çerkez kültürü ve yemekleri üzerine tez çalışmaları yapan Zeynep Mısra Türker ise, Çerkez
diasporasının mutfak alışkanlıklarının ardındaki tarihi travmalara değindi. 21 Mayıs 1864
Çerkez Sürgünü’nün toplum üzerindeki derin etkilerini anlatan Türker, sürgün sırasında
Karadeniz’de yaşanan büyük can kayıpları nedeniyle Çerkezlerin balık tüketmekten
kaçındığını, bunun yerine et ve et ürünleri ağırlıklı bir beslenme rutini geliştirdiklerini ifade
etti.
Geleneksel “Haluj” yapımının sadece bir mutfak mesaisi olmadığını belirten Türker,
“Kadınların bir araya gelerek haluj yapması, aslında diasporada yaşayan bir halkın anavatanla
bağlarını canlı tutma çabasıdır. Bu buluşmalar, kimliğin çocuklara ve gençlere aktarıldığı,
birlik ve beraberliğin pekiştirildiği çok önemli bir kültürel aktarım alanıdır” dedi.
Gastronomi, tarih ve sosyolojinin iç içe geçtiği söyleşi, kültürel dokuya uygun müzik ve
yöresel lezzet sunumlarıyla renklendi. Katılımcılara pelür kağıdına sarılı Kürt böreği,
Paskalya çöreği ve Antakya kahkesi ikram edilirken; bu kültürel çeşitliliğe Fairouz şarkıları
ve “Leylim Ley” ezgileri eşlik etti. Baharın gelişinin gelincik şerbetiyle kutlandığı gece,
tomara tavası ikramı ve Çerkez Derneği’nin sunduğu coşkulu müzik ve dans performansıyla
sona erdi.
BURSA
Yayınlanma: 20 Nisan 2026 - 16:22
Nilüfer'de müzik, yemek ve göç hikayeleri harmanlandı
BURSA
20 Nisan 2026 - 16:22
İlginizi Çekebilir





