Zirvenin Sessiz Kahramanı: Sait Demir
Başarı…
Kimi zaman bir madalyada, kimi zaman bir kupada görünür. Ama işin perde arkasına baktığınızda, başarıyı asıl ortaya çıkaranın alın teri, disiplin ve adanmışlık olduğunu görürsünüz. Çünkü başarı asla tesadüf değildir.
Bu haftaki köşe yazımda, Türk kayak sporunun önemli isimlerinden biri olan 3. Kademe Antrenör ve Kayak Öğreticisi Sait Demir’i kaleme almak istedim.
Kendisini anlatırken sadece başarılarından bahsetmek eksik kalır. Çünkü onu farklı yapan şey; sahadaki disiplini, sporcularına olan bağlılığı ve mesleğine duyduğu büyük saygıdır.
Sabah saat 07.30’da pistte olan, kar fırtınasına rağmen görevini aksatmayan, eksi 30 derecede bile bir elinde matkap diğer omzunda kapılarla piste çıkan bir hocadan söz ediyoruz. Yorulmayı bilmeyen, dur durak demeden çalışan bir eğitimciden…
Bugün kayak branşında elde edilen başarıların arkasında sadece sporcular değil, onların arkasındaki görünmeyen kahramanlar da var. Çünkü sporun gelişmesi sporcuyla başlar ama başarıyı şekillendiren en önemli unsur; antrenörün bilgisi, vizyonu ve emeğidir.
Benim gözlemim şu ki; artık Avrupa ile aynı statüdeyiz. Çünkü sahada görev yapan yeni nesil antrenörler, yalnızca teorik bilgiyle değil, sporculuktan gelen deneyimleriyle fark oluşturuyor. İşte Sait Demir de bu isimlerden biri.
Kuralları olan, saha bilgisi güçlü, akademik yönüyle dikkat çeken ve başarıları tartışılmayan bir milli sporcu…
Kendisiyle yaptığımız samimi sohbette hayat hikâyesini şöyle anlattı:
“28 yaşındayım ve Erzurumluyum. Kayak sporuna 5 yaşında başladım. Babam ve arkadaşları hafta sonları Palandöken’e giderken beni de götürürdü. İlk zamanlar sadece onların omzunda pistleri izliyordum. Daha sonra kayak takımı aldık ve bir kulüpte sporculuk kariyerime başladım. Şimdi ise kayak antrenörlüğü ve eğiticiliği yapıyorum.”
Aslında bu sözlerin içinde büyük bir emek hikâyesi gizli…
Çocuk yaşta başlayan bir tutku, yıllar içinde disipline dönüşmüş. Ardından milli sporculuk ve şimdi yeni sporcular yetiştiren bir antrenörlük kariyeri…
Ama onu farklı yapan bir başka detay daha var.
Kayak sporuna alışılmış yöntemlerin dışında yaklaşmaları…
“Kulaktan dolma bilgilerle değil, deneme-yanılma ve bilimsel çalışmalarla farklı bir antrenörlük deneyimi elde ettik. Takım arkadaşlarımızla birlikte çalıştırdığımız sporcularda ve özel derslerde bu farkı sonuçlarla görüyoruz. Bunu Türk kayak camiasına empoze ederek başarılı bir geleceğe öncülük etmek istiyoruz.”
İşte vizyon tam da burada başlıyor.
Çünkü spor artık yalnızca fiziksel güç değil; analiz, teknik bilgi, sistem ve mental dayanıklılık işi…
Türk kayağının bugün geldiği noktada böylesine idealist hocaların payı çok büyük.
Ben inanıyorum ki önümüzdeki yıllarda kayak branşı çok daha üst seviyelere çıkacak. Ve bu yükselişin arkasında; gecesini gündüzüne katan, pistte öğrencisiyle birlikte düşüp birlikte kalkan antrenörler olacak.
Bu ülkenin spor adına umuda ihtiyacı var.
Ve o umut, bazen eksi 30 derecede sırtında kapılar taşıyan bir hocanın emeğinde saklıdır.
Türk kayağı emin ellerde…









