Yıllardır Bursa’da ticaret yapan, yıllardır Bursa’da reklamın içinde olan, yıllardır Bursa sokaklarında mikrofon tutup insanların derdini, sevincini, çıkmazını anlatan bir insanım. Elbette benim de yanlışlarım oldu. Dört dörtlük bir insan değilim. Zaten dört dörtlük olmak da kolay bir şey değil.
Ama şunu bilmenizi isterim:
Ben hiçbir zaman insanların kalbini kırmak istemedim.
Aksine… İnsanlar beni dışladıkça, bana zulüm ettikçe yine sessiz kaldım, yine görmezden geldim, yine duymazdan geldim. Haysiyetime dokunulmasın diye hep yumuşak tarafıma yordum kendimi.
Ama artık yeter.
Söylemediğim sözleri “söyledi” diye yaymaları…
Yapmadığım şeyleri “yaptı” diye anlatmaları…
Beni, beni tanıyanların bile haysiyetsizce, şerefsizce, namussuzca suçlamaları…
Bu da yetmezmiş gibi beni başka kategorilere sokmaları…
Dik durduğumu bile yalan yanlış cümlelerle eğip bükmeleri…
İşte bunlar sabrımı taşırdı.
Ve biliyorum… Bundan sonra ne yapmam gerektiğini çok iyi biliyorum. Çünkü insanlar zalim. Çünkü insanların dilinde kemik olmadığı gibi, kalplerinde merhamet, beyinlerinde akıl kalmamış.
Ne söylediklerini bilmeyen, para için şerefini satanlar…
Makam, mevki, koltuk için köpeklik yapanlar…
Etrafta kol geziyor bugün.
Yapmadığımız, söylemediğimiz sözleri söylemiş gibi insanlara aksettirmek, haysiyetsizliktir, şerefsizliktir, namussuzluktur.
Ya kardeşim…
Yemeyip içmeyip bana neden kötü dersin?
Ben hâlâ bunu anlayabilmiş değilim.
Bakın…
Bunu elin adamı yapsa, “Tamamdır, dışarıdan biridir” derim.
Ama kendi hemşerin, kendi yakının, “abi” dediğin, “can” dediğin, “kardeşim” dediğin, “yoldaşım” dediğin insanların sana böyle davranması, hiçbir etik değere, hiçbir namusa, hiçbir şerefe sığmaz.
Bu yazıyı neden yazıyorum?
Dünya fani…
Bugün varız, yarın yokuz diyorlar ya…
Yüz yıllık bir ömür geçse ne olur? Geçmese ne olur?
Nice zenginleri toprağa verdik.
Nice şairi, nice kalemi, nice kıymetli, değerli insanı uğurladık.
Bunun yanında mezar taşı bile konulmayacak, bir Fatiha’yı bile hak etmeyecek haysiyetsizler, şerefsizler, namussuzlar da toprağa girdi.
O yüzden benden önce vardı bunlar.
Benden sonra da olacaklar.
Ama sakın…
Ne olursa olsun…
Namuslu insanlara, o namussuz sözlerinizi kullanmayın.
Çünkü siz gerçekten namussuzsunuz, şerefsizsiniz.
Sizin diliniz kangren olmuş, beyniniz çürümüş.
Ağzınızı açtığınızda yalan ağzınıza yuva yapmış, yalan götünüze yuva yapmış.
Ben yine susarım.
Yine sabrederim.
Ama kalbime basıp geçtiğiniz her adımı unutmam...







