Bugün kendisini dokunulmaz zannedenler büyük bir yanılgının içindedir. Çünkü iktidarlar geçicidir, devlet kalıcıdır. Siyasi güç sarhoşluğu yaşayanlar, devletin kudretini kendi şahsi ikballeri için kullandıklarını sananlar, yarın aynı devlet mekanizmasının karşılarında durabileceğini hesap etmiyorlar. Türkiye Cumhuriyeti sıradan bir devlet değildir. Hafızası vardır. O hafıza, günü geldiğinde yapılanları tek tek önüne koyar. Bugün makamların, ihalelerin, ilişkilerin ve siyasi yakınlıkların arkasına sığınarak hareket edenler; yarın şartlar değiştiğinde aynı koruma duvarlarının nasıl bir anda yok olduğunu görecektir. Son yıllarda özellikle kamu gücüyle büyüyen bazı çevrelerin nasıl palazlandırıldığı ortadadır. Devlet imkanlarıyla zenginleşen, siyasi bağlantılar sayesinde ayrıcalık kazandığı iddia edilen büyük holdingler, inşaat şirketleri ve çeşitli yapılar bugün kendilerini sistemin vazgeçilmez unsuru gibi görmektedir. Oysa Türkiye siyasi tarihine bakıldığında hiçbir yapının sonsuza kadar korunmadığı açıkça görülür. Devlet ile hükümeti birbirine karıştıranlar büyük hata yapmaktadır. Hükümetler gelir gider. Partiler yükselir düşer. Bugün güçlü görünen siyasi aktörler yarın tarihin dipnotu haline gelebilir. Ancak Türkiye Cumhuriyeti yaşamaya devam eder. Devlet aklı dediğimiz şey tam da budur: Bekler, izler, kaydeder. Bugün muhalefeti zayıflatmaya çalışanlar, kurumların içini boşaltanlar, demokrasiyi tek merkezli bir yapıya dönüştürmek isteyenler şunu iyi bilmelidir: Tarih hiçbir dönemi ebedi kılmamıştır. Güç zehirlenmesi yaşayan herkes, er ya da geç hukukla, toplum vicdanıyla ve tarihle yüzleşmiştir. Özellikle kamu kaynakları üzerinden büyüdüğü konuşulan bazı şirketlerin ve yapıların gelecekte ciddi incelemelerle karşılaşabileceği yönündeki beklentiler toplumda giderek daha yüksek sesle dile getirilmektedir. Çünkü vatandaş artık sadece siyasi slogan değil, adalet görmek istemektedir. Bugün iktidarın gölgesinde rahat hareket ettiğini düşünenler yarın aynı gölgenin ortadan kalktığında neyle karşılaşacaklarını iyi düşünmelidir. Devletin hafızası gençtir; yapılanı unutmaz. Gücü elinde bulunduranlar bunu tehdit olarak değil, tarihsel bir gerçeklik olarak anlamalıdır. Çünkü gün gelir devran döner. Ve döndüğünde geriye yalnızca yapılanlar kalır.Devletin Hafızası ve İktidarın Geçiciliği









