Yıllar geçti…
Kimine göre sıradan, kimine göre zor, bana göre ise bir ömrün özeti: sabır ve mücadele.
Ben Yusuf Yıldırım…
Kolay gelmedim bugünlere. Ne bir gecede oldu her şey, ne de şans kapımı çaldı. Ben kapıları zorladım. Açılmadıysa bekledim… Bekledim ama vazgeçmedim.
Çok sustum. Çok sabrettim. İçime attım. Bazen haksızlığa uğradım, bazen görmezden gelindim. Ama bir şeyi hiç bırakmadım: inancımı. Çünkü biliyordum… Sabır, en güçlü cevaptır.
Bugün dönüp baktığımda şunu net görüyorum:
Hiçbir mücadele karşılıksız kalmıyor.
Hiçbir emek yerde kalmıyor.
Ve hiçbir sabır boşuna değil…
Herkesin “başarı” dediği şey farklıdır. Kimi makam ister, kimi para… Ama ben şunu öğrendim: İnsan en çok iç huzur kazandığında büyür. En büyük zafer, kendine karşı kazandığın zaferdir.
Ben kazandım mı?
Evet… Ama birilerine karşı değil.
Kendi içimde kazandım.
Allah hiçbir kulunu yalnız bırakmaz. Ben buna her gün yeniden şahit oldum. Düşsem de kalktım. Yorulsam da devam ettim. Çünkü biliyordum ki; o an gelecek… Ve geldi.
Bugün buradaysam, bu bir tesadüf değil.
Bu; sabrın, inancın ve vazgeçmeyişin eseridir.
Bu yazıyı okuyan herkese bir sözüm var:
Ne yaşıyorsan yaşa… Vazgeçme. Sabret.
Çünkü o an… senin anın… mutlaka gelecek.
Ve geldiğinde, sen de benim gibi diyeceksin:
“İyi ki sabretmişim…”








