Önümüzdeki günlerde yeniden sokaklarda olacağız. Diş tedavim nedeniyle bir süredir saha çalışmalarına ara vermek zorunda kaldım. Ancak sokakta olmanın verdiği heyecanı ve insanlarla birebir temas kurmanın değerini tarif etmek kolay değil.
Yaklaşık on yıldır sokak röportajları yapıyorum. Bu süreçte binlerce insanla konuştum, farklı görüşleri dinledim, toplumun nabzını tutmaya çalıştım. Benim işim insanların sorunlarını, beklentilerini ve düşüncelerini kamuoyuna taşımak. Bu sorunlara çözüm üretmek ise siyasetçilerin ve yöneticilerin görevi.
Bu yıllar içerisinde birçok farklı tepkiyle karşılaştım. Kimi zaman destek gördüm, kimi zaman eleştirildim. Hatta tehditlere, baskılara ve ailemi hedef alan çirkin girişimlere de maruz kaldım. Ne yazık ki bunlar zamanla mesleğin olağan riskleri haline geldi.
Bugün dikkatimi çeken en önemli konu ise toplumdaki kutuplaşmanın giderek artmasıdır. İnsanlar birbirini dinlemek yerine etiketlemeyi tercih ediyor. Bir kişi farklı bir görüş dile getirdiğinde hemen bir tarafın adamı ilan ediliyor. Oysa gerçekleri anlamanın yolu önyargılardan değil, dinlemekten geçer.
Kanalımda konuşan insanların önemli bir bölümü iktidar partisini destekleyen vatandaşlardan oluşuyor. Mikrofonu uzattığım herkes düşüncesini özgürce ifade ediyor. Ben kimsenin sözcüsü değilim, sadece vatandaşın sesini duyurmaya çalışıyorum. İnsanların söyledikleri kendi görüşleridir.
Yaşadığımız çağ bilgi çağıdır. Yapay zekânın hayatın her alanına girdiği bir dönemdeyiz. Buna rağmen hâlâ araştırmadan, okumadan ve sorgulamadan hareket eden geniş bir kitleyle karşılaşıyoruz. Oysa güçlü bir toplumun temeli; okuyan, düşünen, sorgulayan ve fikir üreten bireylerden oluşur.
Kimseyi küçümsemiyorum. Ancak herkesin kendisini geliştirmek için çaba göstermesi gerektiğine inanıyorum. Daha çok okumalı, daha çok araştırmalı ve farklı görüşleri anlamaya çalışmalıyız. Çünkü demokrasinin en önemli şartlarından biri konuşmak kadar dinlemeyi de bilmektir.
Ben yine sokaklarda olacağım. İnsanları dinlemeye, onların dertlerini ve umutlarını ekrana taşımaya devam edeceğim. Çünkü sokak, toplumun aynasıdır. O aynaya bakmadan ne ülkeyi anlayabiliriz ne de geleceği doğru okuyabiliriz.









