Süresiz Nafakanın Sonu: Evlilik Bir Güvence Sözleşmesi Değildir
Anayasa Mahkemesi'nin yoksulluk nafakasının süresiz olmasına ilişkin düzenlemeyi iptal etmesi, Türk aile hukukunda yeni bir dönemin başlangıcıdır. Yıllardır toplumun farklı kesimlerinde tartışılan, kimi zaman adalet duygusunu zedelediği ileri sürülen süresiz nafaka uygulaması artık yeniden şekillenecek.
Öncelikle şunu açıkça ifade etmek gerekir: Bu karar nafakayı tamamen ortadan kaldırmıyor. Boşanma sonrasında gerçekten ekonomik güçlük yaşayacak tarafın korunması sosyal devlet ilkesinin gereğidir. Ancak koruma ile ömür boyu yükümlülük arasında ciddi bir fark vardır.
Bir evlilik birkaç yıl sürmüş olabilir. Taraflar yollarını ayırmış olabilir. Aradan on, yirmi hatta otuz yıl geçmiş olabilir. Buna rağmen bir kişinin hayatının geri kalanında diğer kişiye ekonomik olarak bağlı kalması, birçok vatandaş tarafından hakkaniyetle bağdaşmayan bir durum olarak görülüyordu. İşte Anayasa Mahkemesi'nin kararı da tam bu noktada yeni bir tartışmanın kapısını araladı.
Evlilik, iki insanın birlikte hayat kurma iradesidir. Bir tarafın diğerine ömür boyu ekonomik destek sağlamak zorunda kalacağı bir sözleşme değildir. Boşanma sonrasında gerçekten ihtiyaç sahibi olan kişinin belirli bir süre korunması elbette gereklidir. Ancak bu korumanın süresiz hale gelmesi, zamanla sosyal yardım amacından uzaklaşarak yeni mağduriyetler oluşturabilmektedir.
Bugün toplumun önemli bir kesimi, kısa süreli evliliklerin ardından yıllarca nafaka ödemek zorunda kalan insanların yaşadığı sorunları dile getiriyor. Diğer tarafta ise özellikle çalışma hayatından uzak kalmış veya ekonomik olarak güçsüz durumda bulunan kadınların korunması gerektiğini savunanlar bulunuyor. Aslında çözüm, bu iki görüşten birini tamamen reddetmek değil; adil bir denge kurabilmektir.
Önümüzdeki süreçte Meclis'in yapacağı düzenleme büyük önem taşıyor. Kanaatimce yeni sistem; evliliğin süresi, tarafların yaşı, çalışma imkânları, çocukların durumu ve ekonomik koşullar dikkate alınarak belirlenmelidir. Gerçek ihtiyaç sahipleri korunmalı, ancak nafaka da otomatik olarak ömür boyu devam eden bir yükümlülüğe dönüşmemelidir.
Anayasa Mahkemesi'nin kararı sadece bir hukuk kararı değildir. Aynı zamanda toplumun değişen beklentilerine verilen önemli bir cevaptır. Şimdi gözler yasama organındadır. Yapılacak yeni düzenlemenin hem mağduriyetleri önleyen hem de sosyal adaleti koruyan bir dengeyi kurması gerekmektedir.









