Kepenkler İniyor, Umutlar Tükeniyor
Her sabah yeni bir iflas haberiyle uyanıyoruz. Konkordato ilan eden işletmelerin sayısı artık takip edilemeyecek kadar arttı. Bugün yüzlerce iş yeri daha kepenk kapattı. Esnaf borç içinde, sanayi durma noktasında, tarım üreticisi girdi maliyetleriyle baş edemiyor. Sokağın nabzını tutan herkesin ortak cümlesi şu: “Bu böyle gitmez.”
Ama iktidara bakarsanız her şey yolunda. TÜİK verileriyle makyajlanan enflasyon rakamları, günü kurtarmaya yönelik politikalar ve halka anlatılan pembe tablolarla bir illüzyon yaratılmaya çalışılıyor. Oysa gerçek, sokakta yaşanıyor. Emekli ay sonunu getiremiyor, gençler iş bulamıyor, orta sınıf diye bir şey kalmadı. Her kesim, ağır bir ekonomik buhranın tam ortasında.
Rakamlar Yalan Söylemez
2025'in ilk altı ayında 3.000’den fazla şirket konkordato başvurusu yaptı. Geçmiş yılların tamamında görülmeyen bu yoğunluk, krizin derinliğini ortaya koyuyor. Gıda enflasyonu %120’leri aşarken, maaş zamları çoktan bu hızın gerisinde kaldı. Asgari ücret açlık sınırının bile altında. Türkiye, ekonomik göstergelerde sadece gelişmiş ülkelerle değil, artık kendi geçmişiyle bile yarışamaz durumda.
Yerli üretim bitme noktasında. Tarım üreticisi toprağa küsmüş, sanayici yatırım yapamaz hale gelmiş. KOBİ’ler ayakta kalma savaşı veriyor. Büyük sermaye bile yurtdışına kaçış yolları arıyor.
İktidar Gerçeklerden Kopmuş Durumda
Ekonomik kriz sadece sayılarla değil, yönetim anlayışıyla da derinleşiyor. Krizi yönetecek bir kadro yok; liyakat yerini sadakate bırakmış. Her gün değişen kararlar, piyasada güven bırakmadı. Döviz kuru ve faiz politikaları arasında savrulan ekonomi, artık dış yatırımcıya da, iç üreticiye de umut vermiyor.
İktidar ise tüm bu tabloyu görmezden geliyor. Hâlâ halkın gerçek gündeminden uzak açıklamalarla oyalanıyoruz. “Dış güçler” masalı, “algı operasyonu” söylemi ve “şahlanış” edebiyatı artık kimseyi ikna etmiyor.
Artık Gitme Zamanı
Bu ülke daha fazla kaybedemez. Yıllardır sürdürülen hatalı ekonomi politikaları, kurumların çökertilmesi ve halktan kopuk bir yönetim tarzı, Türkiye’yi uçurumun kenarına getirdi. Artık bu yönetimden bir umut çıkmaz. Çünkü bu sistem sorunları çözmek değil, sadece ötelemek üzerine kurulu.
Gerçekleri görmenin ve gereğini yapmanın zamanı geldi. Bu ülke, adil, şeffaf, liyakatli ve halktan yana bir yönetime muhtaç. İktidar koltuk sevdasıyla ülkenin geleceğini daha fazla karartmamalı. Gitmek bir zayıflık değil; bazen ülkeye yapılacak en büyük iyiliktir.
Türkiye yeni bir başlangıca hazır. Öyle ya da böyle, değişim kapıda.








