Siyasetin gündemi yine hareketli. Son dönemde bazı belediye başkanlarının partilerinden kopup farklı adreslere yöneldiğini görüyoruz. Hal böyle olunca söylentiler daha da artıyor.
Bu söylentilerin merkezinde adı geçenlerden biri de Nilüfer Belediye Başkanı Şadi Özdemir oldu. Ankara kulislerinde dolaşan iddialar, “AKP’ye mi geçiyor?” sorusunu gündeme getirdi.
Ben de bu söylentileri doğrudan kendisine sordum. Açıkça dile getirdim:
“Sayın Başkanım, kulisler kaynıyor. Sizin AKP’ye geçeceğiniz konuşuluyor. Bu iddialar doğru mu?”
Aldığım yanıt çok netti:
“Bizim yerimiz, yurdumuz belli. CHP’liyim, öyle de kalacağım.”
Bu söz, yalnızca bir açıklama değil. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi’ne, Cumhuriyet’in değerlerine ve halka verilen söze sadakatin ilanıdır. Bursa’nın “Cumhuriyet kalesi” kimliğini hatırlarsak, Nilüfer’den yükselen bu duruşun anlamı daha da büyüktür.
Fakat burada bir noktayı da görmezden gelemeyiz.
Şadi Özdemir’in kendi duruşu ne kadar net ve güçlü olsa da, ekibinde aynı liyakati ve aynı ilkeli duruşu görmek mümkün değil. Nilüfer halkının beklentisi sadece net bir siyasi kimlik değil; aynı zamanda hizmette liyakat, şeffaflık ve başarıdır.
Ne yazık ki Nilüfer Belediyesi’nin bazı kadrolarında ciddi bir yetersizlik göze çarpıyor. Siyasi bağlılık, kurumsal yetkinliğin önüne geçmiş görünüyor. Bu durum da Nilüfer gibi vizyoner bir ilçeye yakışmıyor.
Başkan Özdemir’e buradan bir uyarıda bulunmak isterim:
Evet, CHP’ye bağlılığınız takdire şayan. Fakat bu bağlılığı, ekibinizin niteliğiyle de desteklemek zorundasınız. Çünkü Cumhuriyet’in ve Atatürk’ün bize bıraktığı en büyük miraslardan biri liyakat ilkesidir.
Nilüfer halkı, hem çağdaş bir yaşam hem de nitelikli hizmet istiyor. O nedenle, sadece sözleriniz değil, kadrolarınız da bu değerlere uygun olmalı.
Unutmayın Sayın Özdemir: Nilüfer, sadece bir belediye değil; aynı zamanda Bursa’nın ve Türkiye’nin vizyonudur. O vizyonu yükseltmek, ekibinizin niteliğini yükseltmekle mümkün olacaktır.







