Zorbalıktı Ama Görüyorum ki Bizim Kanatta da Değişen Bir Şey Yok
Son dönemde yaşanan olaylar, siyasetin ve yönetim anlayışının geldiği noktayı bir kez daha gözler önüne seriyor. AKP'nin hayvanat bahçesi müdürünü Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) gibi kritik bir kuruma ataması, ülkemizde liyakat ve uzmanlık konusundaki endişeleri yeniden gündeme taşımıştı. Bilim ve teknoloji alanında ülkenin geleceğini şekillendirecek kararların alındığı bu kurumun başına, bu alanda deneyimi ve bilgisi olmayan birinin getirilmesi, büyük bir tepki ve hayal kırıklığı yaratmıştı.
Bu atama, sadece bilim camiasında değil, toplumun geniş kesimlerinde de “Tam bir saçmalık ve zorbalık” olarak nitelendirilmişti. Bir hayvanat bahçesi müdürünün, TÜBİTAK gibi stratejik öneme sahip bir kurumun başına getirilmesi, bu kuruma ve ülkenin bilimsel geleceğine yapılmış büyük bir haksızlık olarak görülüyordu. Bilim ve teknolojiye yapılan yatırımların ve bu alandaki başarıların, uzmanlık ve deneyimle doğrudan ilişkili olduğu düşünüldüğünde, bu kararın yanlışlığı daha da belirginleşmişti.
Ancak, bu olayla birlikte kendi kanadımıza da bir bakış atma gereği duyuyorum. Maalesef, bizim tarafta da değişen pek bir şey yok. Liyakat ve uzmanlık yerine, siyasi yakınlık ve sadakat gibi kriterlerin ön planda tutulduğu atamalar ve kararlar, ne yazık ki bizim cenahta da yaygın. Eleştirdiğimiz uygulamaların, bizim tarafımızdan da benimsendiğini görmek, büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor. Değişim ve reform vaadiyle yola çıkanlar, zamanla eleştirdikleri düzenin bir parçası haline geliyorlar.
Bu durum, siyasetin ve yönetim anlayışının genel bir sorunu olarak karşımızda duruyor. İktidara kim gelirse gelsin, liyakat ve uzmanlık yerine, siyasi hesaplar ve sadakat öncelikli olduğu sürece, ne TÜBİTAK ne de diğer önemli kurumlar hak ettikleri değeri ve itibarı görebilecek. Bu döngüyü kırmak ve gerçekten uzmanlık, deneyim ve liyakatı ön planda tutan bir yönetim anlayışını hâkim kılmak için hepimize büyük görevler düşüyor.
Sonuç olarak, AKP'nin hayvanat bahçesi müdürünü TÜBİTAK'a ataması, ülkemizin yönetim anlayışındaki sorunları bir kez daha gözler önüne sermişti. Ancak, bizim tarafın da bu konularda çok farklı olmadığını görmek, belki de en acı olanı. Değişim ve reform gerçekten isteniyorsa, önce kendi içimizdeki bu çarpıklıkları düzeltmemiz gerekiyor. Aksi halde, eleştirdiğimiz düzenin bir parçası olmaktan öteye geçemeyiz.....








