Çakma Hesap Masalları, Yalnız Kalanlar ve Gerçekler
Bazı tartışmalar vardır; zaman geçer ama insanın zihninde bir yerde durur. Bugün durduk yere aklıma geldi. Eski CHP Nilüfer İlçe Başkanı Fırat Yılmaz ile yaşadığımız o çetrefilli tartışma…
O dönem bana, benim yazmak istediklerimi “çakma bir hesaptan” yazdığımı iddia etmişti. Yetmedi; emniyet içinde, adliyede ve istihbaratta “çok tanıdıkları” olduğunu söylemişti. Hani şu herkesin diline doladığı ama iş ciddiye binince ortadan kaybolan tanıdıklar var ya, onlardan…
Ben de kendisine çok net bir cümle kurmuştum:
“İspat etmezsen senden şerefsizi yok.”
Çünkü beni herkes bilir.
Yusuf Yıldırım çakacaksa saklanmaz.
Sahte hesaba ihtiyaç duymaz.
Ne yazacaksa kendi hesabından yazar, adamın yüzüne de söyler.
Geri adım atmadım, atmam.
Bunu da beni tanıyan herkes bilir.
O süreçte birkaç “gazeteci” ortaya çıktı. Ellerinde belge yoktu, bilgi yoktu ama bol bol gaz vardı. Bu çakma hesabın bana ait olduğunu söyleyip Fırat Yılmaz’ı dolduruşa getirdiler. Tartışmayı büyüttüler, ateşi harladılar, sonra da sessizce ortadan kayboldular.
Şimdi soruyorum.
Fırat Yılmaz,
Hani emniyetteki tanıdıkların?
Hani istihbarattaki dostların?
Hani adliyedeki abilerin?
Bugünkü tabloya bakıyorum da…
Neden sana haber vermediler?
Neden “dur” demediler?
Neden bugün yanında yoklar?
Bir de o çok bilen gazetecilere sormak isterim:
Fırat Yılmaz’ı neden yalnız bıraktınız?
Gazı verirken iyiydi de, işin ucu size dokununca mı ortadan kayboldunuz?
Bak Fırat Yılmaz, biz seninle sonrasında konuştuk, anlaştık. Benim öyle bir hesabımın olmadığını sen de biliyorsun. Mesele hiçbir zaman benim kim olduğum değildi. Mesele, kimin kime akıl verdiğiydi.
Ama işin en dikkat çekici tarafı şu:
O aklı verenler bugün yok.
Seni benim üzerime salanlar sessiz.
O gün mangalda kül bırakmayanlar, bugün görünmüyor.
Benim adım Yusuf Yıldırım.
Beni bilen bilir.
Sözümün arkasındayım, durduğum yerin de.
Bugün aklıma sen geldin Fırat Yılmaz. O gün kurulan cümleler, edilen laflar, atılan gazlar geldi. Bir de geldiğin noktaya baktım, etrafına baktım…
Ne diyelim…
Geçmiş olsun.








